Mersin Sondakika

KADINA YÖNELİK ŞİDDET


Bu makale 2016-11-24 13:54:19 eklenmiş
Dilber ARSLAN
?=NewsCategoryWrite($Author_Data->name) ?>

İslamda kadın konusunu izah etmek için, kadının ne kadar insanlık dışı muamelelere maruz bırakıldığını konuşuyor olmamız bile acıdır.

Öyle ki Hz. Peygamber dönemindeki iyileştirmeleri dahi nasıl kısmen kaybettiğimizi görmekteyiz.

Kuranı Kerim'de ve Hz. Peygamberimizin bize miras bıraktığı sahih hadislerde, kadın konusuna cinsiyet başlığı altında değil, eşrefi mahluk olan insan başlığı altında yer verilmiştir.

Çünkü hem Kuran'ın hemde Hz. Peygamberin

muhattabı kadınıyla erkeğiyle insandır.

Peygamberimizin en büyük mücadelelerinden biri, KUL bilincine aykırı bir şekilde KADIN-ERKEK ayırımı yapan, kadını kadın olduğu için aşağılayan, hor gören cahiliye toplumuyla mücadele olmuştur.

       Cahiliye, sadece bir çağa değil, bir zihniyete ve hayat tarzına işaret eder.

Dolayısıyla insanların arzularına köle oldukları, zülüm, sömürü, şiddet ve suiistimal gibi damarlardan beslenerek ayakta tutttukları bir zihniyettir. Halen  günümüze kadar gelip devam eden sorunların dinle inançla bağdaştırarak yansıtılması, kadınlarımızın yaşadıkları gerçeklik kadar rahatsızlık vericidir.

Farkındalık, hatanın telafisi ve yanlış alışkanlığının doğrusu ile değiştirilmesi konusunda kilit kelimedir. İnsan, görerek duyarak öğrenir ve benimsediği davranışları hayatında uygulayarak alışkanlık haline getirir. Hatalı bir davranışı ise ancak yanlış olduğuna inandığı ve değiştirmeye karar verdiği zaman düzeltebilir. Yani düşüncelerimiz en az davranışlarımız kadar önemlidir.

Sözgelimi şiddetin ev içinde yaşanabilir ve doğal olduğunu düşünen bir insan, aile bireylerine şiddet uygulamaktan çekinmez. Önce kişinin şiddetin doğal olmadığını kabullenmesi gerekir.

Ceza odaklı çalışmalar ise başarısızlığın garantisi gibidir. Şiddet, çok küçük yaşlardan itibaren yakın çevreden öğrenilen bir davranıştır.

Kadınlara uygulanan şiddet ise strese karşı öğrenilmiş tepkidir. Ancak şiddeti var eden zihin dünyasına müdahele etmedikçe, merhamet örnekleri artmadıkça şiddetin önlenmesi zorlaşacaktır.

   Bir insanın diğerine şiddet uygulamasının altında yatan sebep onu değersiz görmesidir.

İnsan gerçekliğinin KADIN–ERKEK olarak iki farklı ama birbirini tamamlayan boyutta yaratıldığını bilmeliyiz.

Bu iki cinste KULDUR. Yaradan şöyle der, "Sizden erkek olsun kadın olsun hiçbir çalışanın amelini karşılıksız bırakmayacağım." ALLAH katında öncelik ancak takva duygusundaki derinliktedir. Arap olmayanın Arap olana, beyazın siyaha,siyahın da beyaza üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak TAKVA iledir.

  

  Kadının ve erkeğin sahip olduğu özdeğer dünyaya geldikleri andan itibaren başlar. Oğlu olduğunda bayram edip kızı olduğunda karalar bağlayan bir zihniyet var. Hep de olmuştur.

Bu durum dünyaya gelen her canın aynı değere sahip olduğunu ifade eden KURAN ayetiyle açıkça kınanır.

Allah resulü, "Kız çocuklarıyla erkek çocukları arasında adil davranın" buyurmaktadır.

Oysa peygamberimiz kadınlara eğitim ve kültür merkezi olan Mescid-i Nebevi'de eğitim için cemaate katılmalarını istemiştir.

Erkeklere onlara engel olmamaları konusunda uyarmıştır. Aynı zamanda kadınlara özel ders saati dahi ayarlamıştır. "Her Müslümanın bir başka Müslümana kanı, malı ve ırzı [iffet ve haysiyeti] haramdır ile kadının onuru, bedeni ve can güvenliği dokunulmazdır" denmiştir.

   Şöyle bir baktığımızda bazı kişilerin şiddet konusunda pervasızlığına birçok defa şahit oluruz. Örneğin son derece öfkelendiği bir olayda muhattabı olan erkeğe karşı daha sabırlı olabilen, kendini kontrol edebilen bir erkek, aynı olayda muhatabı kendi eşi olduğunda öfkesini sınırlamadan şiddete başvurmaktadır. Şiddetin dozu ise kadının konumu ile değişebilmektedir. Maalesef bazı toplumlarda kadın ancak mensup olduğu soy, dünyaya getirdiği erkek çocucuğu sayısı, kızlarını ve gelinlerini kontrol etme becerisi yada mal varlığı ile sosyal statü elde edebilmektedir. Oysa yaradan şöyle der, "Ve o iki eşi, erkeği ve kadını yarattı. Derken kadın ve erkeğe EŞ diye seslenir. Kadın ve erkek hayatta birbirlerine EŞ olurlar. Birbirlerine EŞLİK ederler."

 

Şiddetin diğer bir bahane sebebi ise erkeğin kadının namusundan sorumlu olduğudur. Haya, iffet ve namus insan için gerçekten vazgeçilemeyecek temel değerlerdir. Erkeğin kadının güvenliğine özen göstermesi, onu koruyup kollaması bir erdem ise, ırzına geçilen mazlum bir kadını ailenin namusunu temizleme adına cezalandırmaya varan bir şiddetin islamla bağdaşması da mümkün değildir.

Dini ve ahlaki bakımdan çirkin kabul edilen zina eylemi kadın ve erkek için aynı ölçüde çirkindir. Bu günahı işleyen erkek ve kadının dindeki cezası aynıdır. Töre adına kadına verilen cezanın çevreyi tatmin emeye yönelik bir şiddet ve vahşet olduğunu da bilmek gerekir.,

   Ailede özellikle kadın ve çocuğun görmüş olduğu şiddet sadece beden ve ruh sağlığını etkilemekle kalmayıp özgüveni, saygıyı, hayat kalitesini de etkilemektedir.

Şiddet herkesin onurunu zedeleyen bir davranıştır.

  Ama  günümüzde lüx yaşam uğruna, gösteriş, özenti uğruna bazı kadınlarımızın maalesef kendi onurlarından ödün verdiğini görmekteyiz.

Namusumuz, iffetimiz kadınlar olarak değerimiz bu kadar ucuz olmamalıdır. Halbuki teknoloji denen illete yetişmemiz mümkün görünmüyor. Sadece kaybettiklerimizle kalırız toplum olarak. Örneğin elinde telefonuyla bütün mahremini sosyal medyada paylaşan bazı hanımlarımız aile mahremiyetini gözler önüne sermektedir. Bu durum ailelerde ve toplumda yuvaların yıkılmasına, çocuklarımızın annesiz babasız kalmasına sebeb olmaktadır.

Soruyorum, değer mi bunlara?

Sonuç olarak Allahın emir ve yasaklarına uyarak, peygamber efendimizin hayatını örnek almaya çalışarak yaşarsak, mutlu iyi bir nesil bırakacağımıza inanıyorum.

Allah'ın selamı üzerinize olsunnn…

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...

Yazarlar

MERSIN
Copyright © 2017 Mersin Vatan Gazetesi Tüm hakları saklıdır.
pendik evden eve nakliyatkartal evden eve nakliyattuzla evden eve nakliyatevden eve nakliyat